Porajmos
From Wikiversity
|
GYPSY veya ROM, ROMANİ ya da ROMAN olarak isimlendirilen Çingeneler aslında Hindistan çıkışlı Hint-Aryan kökenli bir etnik gruptur.
Eski zamanlarda göçer bir toplum olarak bilinen Çingenelerin büyük bir kısmı yerleşik yaşama geçmiştir. Dünya üzerinde Çingenelerin nüfus olarak en fazla bulunduğu ülke Türkiye’dir. Tahminlere göre Türkiye’de 300 bin ila 5 milyon Çingene bulunmaktadır.
ÇİNGENE VE ROMAN KELİMELERİNİN ETİMOLOJİK KÖKENLERİ
ROMAN kelimesi kesin olmamakla birlikte Çingenece ROM ya da RROM kelimesinden gelmektedir. Anlamı da “Koca”dır. Çingene’nin İngilizcesi GYPSY ise bir yanlış anlamadan türetilmiş kelimedir. Eski Yunanca Αιγύπτοι (Aigyptoi), modern Yunanca’da γύφτοι (gyphtoi) kelimeleri aslında Mısır (Egypt) ülkesi anlamındadır. Bu Çingenelerin Mısır kökenli olduğu yaygın inanışından kaynaklanmış bir isimlendirmedir. Kıta Avrupasında çeşitli dillerde Çingeneleri isimlendirmek için cigány, zigeuner, zingari, цыганы (tsygany) kavramları kullanılmaktadır. Bu ifadeler de Yunanca, ατσίγγανοι (atsinganoi, Latince adsincani) ya da yine Yunanca αθίγγανοι (athinganoi) kelimelerinden gelmektedir. Bu kelimenin anlamı “dokunulmazlar”dır ve 9. yüzyılda büyü yapmak ve fal bakmakla itham edilen kafir bir tarikatı nitelemek için kullanılmıştır.
Maria Theresia dönemi Habsburg Hanedanlığı’nda yerleşik yaşama zorlamak için at ve at arabası sahibi olması yasaklanmıştır. “Yeni vatandaşlar” olarak isimlendirilmişler ve yetkili makamlarca kayıt altına alınmaya çalışılmış ve Çingene erkekleri ticaretle uğraşmıyorlarsa askere alınmıştır. Bunun yanında Çingeneler arası evlilik yasaklanmıştır. Maria’nın halefi 2. Josef, geleneksel Çingene giysilerinin giyilmesini ve dilinin konuşulmasını dayakla cezalandırılmasını getiren bir düzenleme yapmıştır. İspanya’da yine 1600’lü yılların başında yerleşik yaşama zorlama yönünde düzenlemeler yapılmış, Çingenece yasaklanmış, erkek ve kadınlar ayrı çalışma mekanlarına gönderilmiş, çocuklara ise yetimhanelere kapatılmıştır. Benzer düzenlemeler 1783 yılında Kral 3. Charles tarafından da yapılmıştır. Buna göre göçebe yaşam tarzı, Çingenece, Çingene kıyafetleri, at ticareti yapmaları yasaklanmıştır. Ancak bu tedbirler başarısızlıkla sonuçlanmıştır çünkü halkın geri kalanı Çingenelerin entegrasyonunu kabul etmemiştir. 1896 yılında Norveç’te bir yasa çıkartılarak Çingene çocuklar ailelerinden alınarak belli kurumlara yerleştirilmişlerdir. Bunların sayısının 1500 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
8. Henry döneminde İngiltere parlamentosunca çıkartılan1530 tarihli Egyptians Act ile kendilerini Egyptian olarak nitelendiren yabancıların sınırdışı edilmesi kabul edilmiştir. Bu Yasa ile Çingeneler, hileli ve kurnazca yöntemlerle insanları fal bakarak kandırmakla ve hırsızlıkla suçlanmıştır. Düzenleme ile Çingenelerin Krallık topraklarına girişi yasaklanmış; bulunanların ise 16 gün içinde terk etmeleri istenmiştir. Ayrıca Çingenelerin çaldığı mallar sahiplerine iade edilmesi ve el konulan mallarının ise yakalayan görevliler, Hükümdar ve karar veren hakim arasında paylaşılması öngörülmüştür.
PORAJMOS
Çingene Soykırımı ve Antiziganizm
Porajmos, silip süpürmek, yok etmek anlamına gelen bir kelimedir ve 2. Dünya Savaşı döneminde Çingenelere karşı girişilen soykırıma verilen isimdir. Hitler döneminde Çingeneler ırkçı Nazi ideolojisi için gerçekten bir problem (Zigeunerfrage) teşkil etmiştir.Çünkü antropologların yaptıkları araştırmalara göre Çingeneler, gerek konuştukları dil gerekse geldikleri yer itibariyle Almanlardan daha “Aryan” bir topluluktu. Bu durumda sözde Aryan olan Almanların başka bir Aryan topluluk olan Çingeneleri yok etmeleri için bir bahanelerinin olması gerekiyordu. “Irksal Hijyen ve Demografik Biolojik Araştırma Birimi”(Rassenhygienische und Bevölkerungsbiologische Forschungsstelle)nin kurulmasından sonra konu üzerinde çalışan antropologlar Çingenelerin Aryanlığını kabul etmekle birlikte Alman kanının saflığının korunması için, kanı saflıktan uzaklaşmış Çingenelerin bertaraf edilmesi fikri oluşmuştur. Bunun için %100 Çingeneler ile kanı saflıktan uzaklaşmış Çingene ayrımına gidilmiştir. Tahminlere göre Çingenelerin %10’u saf Aryan oldukları için kitlesel ölümden kurtulmuş, kalanlar ise öldürülmüştür. “Gesetz zur Verhütung erbkranken Nachwuchses” (Genetik Hastalıkların Önlenmesi Yasası) 1933 yılında çıkartılan ve Kısırlaştırma Yasası olarak da bilinen düzenlemeler uyarınca genetik rahatsızlıkları olan kişilerin kısırlaştırılması yoluna gidilmiştir. Bunun tespiti için Genetik Hastalık Mahkemeleri (Erbgesundheitsgericht) kurulmuştur. Nazi döneminin sonuna kadar kurulan 200 mahkeme, aralarında Çingenelerin de bulunduğu 400000’e yakın kişinin rızalarına hilafına kısırlaştırılmasına karar vermiştir. Anılan genetik hastalıklar, şizofreni, körlük, sağırlık, manik depresiflik, epilepsi ve diğer akıl hastalıklarıdır.

